Türklerin Bitmeyen Vize Çilesi ve Yeni Gerçek
Türklerin Schengen vize krizi büyüyor. Yusuf Boz yazdı: Golden Visa neden artık sadece yatırım değil, stratejik bir çıkış planı?
Avrupa’ya seyahat etmek artık Türk vatandaşları için yalnızca bir tatil planı değil; adeta sabır, para ve zaman testi haline geldi. Son birkaç yıldır Schengen vizesi konusu Türkiye’de toplumun her kesiminin ortak problemi olmuş durumda. İş insanı, öğrenci, doktor, ihracatçı, turist, aile ziyareti yapmak isteyen vatandaş… Fark etmiyor. Herkes aynı soruyu soruyor: “Randevu bulabildin mi?”
Bugün geldiğimiz noktada mesele yalnızca vize almak değil. Asıl mesele, insanların artık hayatlarını planlayamıyor oluşu. Çünkü sistem öngörülebilir olmaktan çıktı.
Ben yaklaşık 12 yıldır yatırım göçü, oturum izinleri ve uluslararası yatırım alanında çalışan biri olarak şunu net şekilde söyleyebilirim: 2025 yılı, Türk yatırımcıların Golden Visa kavramını ciddi anlamda keşfettiği yıl oldu. 2026 ise bu dönüşümün hızlanacağı bir dönem olacak.
Çünkü artık insanlar Schengen vizesini yalnızca bir seyahat belgesi olarak görmüyor. Onu; özgürlük, mobilite, finansal güvenlik ve çocuklarının geleceğiyle ilişkilendiriyor.
1,17 Milyon Başvuru: Avrupa’ya Gitmek Hiç Bu Kadar Zor Olmamıştı
Avrupa Birliği Komisyonu’nun yayımladığı en güncel Schengen verilerine göre Türkiye, yıllık 1 milyon 173 bin 917 başvuruyla dünyada en fazla Schengen başvurusu yapan ikinci ülke konumuna geldi. Bu rakam aslında tek başına çok şey anlatıyor.
Çünkü bu sayı, insanların Avrupa’ya erişmek için ne kadar yoğun çaba harcadığını gösteriyor. Ancak daha çarpıcı olan başka bir detay var.
Bu başvuruların yaklaşık 170 bini reddedildi. Ret oranı yüzde 14,5 seviyesinde gerçekleşti. İlk bakışta bazı kişiler bu oranı “çok yüksek değil” diye yorumlayabilir. Fakat burada kaçırılan kritik nokta şu: ret edilmeyen herkes de gerçekten sorunsuz vize alamıyor.
Çünkü bugün Türkiye’de en büyük sorunlardan biri kısa süreli vize meselesi.
İnsanlar aylarca uğraşıyor, binlerce euro harcıyor, sayfalarca evrak hazırlıyor ama sonunda yalnızca 3 günlük, 5 günlük ya da 7 günlük vize alabiliyor.
Bu durum teknik olarak “ret” sayılmıyor. Ama fiiliyatta büyük bir mağduriyet yaratıyor.
Örneğin 15 günlük Avrupa seyahati planlayan bir aile düşünün. Otellerini ayarlıyorlar, uçak biletlerini alıyorlar, izinlerini planlıyorlar. Aylarca randevu bekliyorlar. Sonuç? 5 günlük vize.
Bugün sahada en çok duyduğumuz şikayetlerden biri bu.
Vize Sistemi Artık Yorucu Değil, Yıpratıcı Hale Geldi
Eskiden Schengen vizesi zor alınırdı ama sistem daha öngörülebilirdi. Şimdi ise süreç tamamen belirsiz hale geldi.
Özellikle 2025 yılında randevu krizinin kontrolden çıktığını gördük. Bazı ülkelerde insanlar aylarca sistemde boşluk aradı. İstanbul ve Ankara’da Almanya başvurularında bekleme süreleri zaman zaman 11 aya kadar çıktı.
Bu kadar büyük bir talep olunca doğal olarak başka bir piyasa oluştu: randevu karaborsası.
Bugün sektörde herkes bunu biliyor ama açık açık konuşmuyor. Bazı bot sistemleri ve organizasyonlar, resmi aracı kurumların randevularını saniyeler içinde topluyor. Daha sonra bu randevular yüzlerce euro karşılığında satılıyor.
Sadece randevu almak için 200-300 euro ek ücret ödeyen insanlar var. Üstüne konsolosluk harcı, tercüme, noter, sigorta ve danışmanlık masrafları da eklenince bir Schengen başvurusunun gerçek maliyeti 500-600 euroyu rahatlıkla geçebiliyor.
Düşünün… Henüz vizeyi alıp alamayacağınızı bile bilmiyorsunuz ama önce ciddi bir bütçe harcamanız gerekiyor.
Üstelik bu süreç her yıl tekrar ediyor. İşte tam bu noktada insanlar artık farklı bir bakış açısına yönelmeye başladı.
İnsanlar Şunu Sormaya Başladı: “Bu Çileyi Neden Her Yıl Yaşıyorum?”
Son iki yılda danışmanlık tarafında çok net bir değişim görüyoruz. Eskiden yatırım yoluyla oturum izni programlarına başvuran insanların büyük bölümü yalnızca yatırım amacıyla hareket ediyordu.
Bugün ise tablo değişti. Artık insanların önemli bir kısmı “özgür seyahat edebilmek” için bu programlara yöneliyor.
Çünkü insanlar her yıl yeniden evrak toplamak istemiyor. Her yıl yeniden banka hesabı göstermek istemiyor. Her yıl yeniden konsolosluk stresine girmek istemiyor.
Ve en önemlisi… Hayatlarını bir randevu ekranına göre planlamak istemiyor.
Ben artık bu sürecin yalnızca bir “vize problemi” olmadığını düşünüyorum. Bu mesele stratejik bir konuya dönüştü.
Özellikle iş insanları, girişimciler, ihracatçılar ve yüksek net değerli bireyler için mobilite artık kritik bir ihtiyaç. Çünkü günümüz dünyasında hızlı hareket edebilmek çok büyük avantaj sağlıyor.
2025’te Türkler Golden Visa’ya Rekor İlgi Gösterdi
2025 yılı bu anlamda tarihi bir dönüm noktası oldu. Yunanistan verilerine baktığımızda Türk yatırımcıların Yunanistan Golden Visa programına ilgisinin rekor seviyeye ulaştığını görüyoruz.
Türk başvuruları bir önceki yıla göre yüzde 150’nin üzerinde arttı. Türkiye, Çin’in ardından programın en büyük ikinci yatırımcı kitlesi haline geldi.
Bu çok önemli bir veri. Çünkü artık Golden Visa programları yalnızca ultra zenginlerin kullandığı niş bir alan olmaktan çıktı. Orta-üst segment yatırımcılar da bu sistemi ciddi şekilde değerlendirmeye başladı.
Peki neden?
Çünkü Avrupa’daki seçenekler hızla daralıyor. İspanya programı kapattı. Portekiz gayrimenkul seçeneğini kaldırdı. Macaristan aynı şekilde geri çekildi.
Bugün Avrupa’da gayrimenkul yatırımına dayalı oturum izni sunan en güçlü ve erişilebilir seçeneklerden biri Yunanistan Golden Visa olarak öne çıkıyor. Bu yüzden talep ciddi şekilde arttı.
250 Bin Euro Penceresi Hâlâ Açık Ama Sonsuza Kadar Değil
Bugün kamuoyunda büyük bir yanlış bilgi dolaşıyor. Birçok kişi Yunanistan Golden Visa programının tamamen 800 bin euroya çıktığını düşünüyor.
Aslında durum tam olarak böyle değil. Evet, Atina gibi yüksek talep gören bölgelerde minimum yatırım tutarı 800 bin euroya yükseldi.
Ancak ticari mülkten konuta dönüşüm projeleri veya tarihi bina restorasyonları gibi belirli kategorilerde hâlâ 250 bin euro seviyesinden başlayan fırsatlar mevcut.
Fakat sektörün genel beklentisi şu yönde: Bu fırsat penceresi zamanla daha da daralacak.
Çünkü Avrupa’daki göç politikaları giderek sıkılaşıyor. Bugün birçok yatırımcı “biraz daha bekleyeyim” yaklaşımıyla hareket ediyor.
Ama geçmiş birkaç yıl bize şunu gösterdi: Bekleyenler genellikle daha yüksek maliyetlerle karşılaştı.
Golden Visa Sadece Vize Özgürlüğü Değil
Toplumda Golden Visa programları bazen yalnızca “Avrupa’ya rahat giriş” gibi algılanıyor. Oysa olay bundan çok daha büyük.
Bir Yunanistan oturum izni size yalnızca Schengen serbestisi sağlamıyor. Aynı zamanda euro bazlı varlık sahibi olma, Avrupa’da banka ve finans sistemine erişim, çocuklar için eğitim alternatifleri, sağlık sistemlerine erişim, varlık çeşitlendirmesi ve gelecekte vatandaşlık başvurusu için bir yol haritası sunuyor.
Özellikle son dönemde Türk yatırımcıların en çok önem verdiği konulardan biri “B planı.” İnsanlar artık tek bir ülkeye bağlı kalmak istemiyor.
Küresel belirsizlikler arttıkça ikinci oturum hakkı stratejik bir güvenlik unsuru haline geliyor.
Türkiye’den Milyoner Göçü Tesadüf Değil
Henley & Partners ve Knight Frank gibi uluslararası kuruluşların yayımladığı raporlar da bunu doğruluyor.
2025 yılında yaklaşık 7 bin yüksek net değerli Türk vatandaşının yurt dışına taşındığı tahmin ediliyor. Bu sayı oldukça dikkat çekici.
Çünkü burada yalnızca bireysel göç değil, aynı zamanda sermaye hareketi de söz konusu.
İnsanlar artık yatırımlarını yalnızca Türkiye’de tutmak istemiyor. Portföylerini çeşitlendirmeye çalışıyorlar. Dolar ve euro bazlı varlıklara yöneliyorlar.
Özellikle gayrimenkul burada çok güçlü bir araç olarak öne çıkıyor.
2026 Daha Kolay Bir Yıl Olmayacak
Bana göre 2026 yılında Schengen tarafında mucizevi bir rahatlama beklemek gerçekçi değil.
Evet, Avrupa Birliği’nin kademeli uzun süreli vize sistemi önemli bir gelişme. Ancak bunun tüm konsolosluklarda tam ve istikrarlı uygulanması zaman alacaktır.
Randevu sorunlarının kısa vadede tamamen çözülmesini beklemiyorum. Kısa süreli vizeler konusundaki şikayetlerin de devam edeceğini düşünüyorum.
Golden Visa tarafında ise talebin daha da büyümesi sürpriz olmayacak. Çünkü Avrupa’daki program seçenekleri azalıyor. Bu da kalan programların değerini artırıyor.
Özellikle Yunanistan tarafında önümüzdeki dönemde yeni düzenlemeler ve ilave kısıtlamalar gelmesi sektör içerisinde ciddi şekilde konuşuluyor.
Bu nedenle birçok yatırımcı artık şu soruyu soruyor: “Bir yıl sonra daha mı avantajlı olacak, yoksa bugün mü?”
Şu anki tabloya baktığımızda cevabın giderek netleştiğini düşünüyorum.
Sonuç: Bu Artık Sadece Seyahat Meselesi Değil
Ben artık Schengen krizinin yalnızca bir vize problemi olmadığını düşünüyorum.
Bu mesele; hareket özgürlüğü, finansal güvenlik, gelecek planlaması ve globalleşen yaşam düzeniyle ilgili.
Eskiden insanlar yılda bir kez Avrupa’ya gidebilmek için vize alıyordu. Bugün ise insanlar çocuklarının geleceğini, yatırımlarını ve yaşam planlarını yeniden şekillendiriyor.
2025 yılı Türk yatırımcıların bu dönüşümü fark ettiği yıl oldu. 2026 ise bu dönüşümün hızlanacağı bir dönem olacak gibi görünüyor.
Çünkü dünya değişiyor.
Ve insanlar artık yalnızca bugünü değil, önümüzdeki 10 yılı düşünerek karar vermeye başlıyor.
Yusuf Boz
Notte Global Kurucusu